Yüksek faiz ve maliyet baskısı orta ölçekli sanayiciyi vurdu; kârlılık 10 yıl ortalamasının altında kaldı

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan ve “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500)” araştırmasının devamı niteliğindeki “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” çalışması, tıpkı devler gibi orta ölçekli firmaların da kârlılık baskısını kıramadığını, kazandığını da faize kaptırdığını ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarına göre, İSO İkinci 500’ün üretimden satışları, 2025’te yüzde 25,7 artışla 1 trilyon 750 milyar liraya yükselirken, söz konusu artış 2020 sonrasındaki en düşük oran olarak dikkat çekti. Buna karşılık 2025’te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında; üretimden satışların reel olarak binde 2 ile çok sınırlı bir artış kaydettiği görüldü. İSO 500’de ise nominal artış yüzde 28, reel artış ise yüzde 2,1 olmuştu. Yanı sıra tıpkı İSO 500’de olduğu gibi reel düşüş eğilimi son 3 yılın ardından İSO İkinci 500’de de son bularak çok ılımlı düzeyde de olsa artışa döndü.

Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre, Teksan Jeneratör 5 milyar 317 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 5 milyar 308 milyon TL ile Norm Salihli Vida ve Cıvata takip ederken, Biska Tekstil 5 milyar 306 milyon TL ile üçüncü oldu.

İHRACATTA NEGATİF AYRIŞTI

İSO İkinci 500’ün ihracat performansı da 2025’te çok iç açıcı olmadı. Türkiye ihracatının yüzde 4,4; sanayi malları ihracatının yüzde 4,5; İSO 500’ün ihracatının ise yüzde 8,4 arttığı 2025 yılında, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0,3 düşerek 15,9 milyar dolara indi. Böylece İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2025 yılında 0,3 puan azalarak yüzde 6’ya geriledi. Bu durum ihracatçıların yüksek maliyet ve baskılanan kur nedeniyle fiyat rekabetçiliğini kaybederek pazarlarını korumakta zorlandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, ihracattaki payı yüzde 1’in üzerinde olan sektörler arasında ihracatını en fazla artıran yüzde 23,3 ile makine ve ekipman olurken, en fazla kayıp yaşayan ise yüzde 82,9 daralmayla bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı oldu.

İSO 500’e benzer şekilde İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025’te güçlü nominal artışlar kaydetti. An cak bu iyileşmede, 2024 yılı karlılık büyüklüklerinin oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmesinin yarattığı baz etkisi belirleyici oldu. Bununla birlikte, 2025 yılında tüm karlılık rasyoları 2015-2024 ortalamasının altında kaldı. 2024’ten 2025’e İSO İkinci 500’ün faaliyet karı yüzde 35,4 oranında artarak 118 milyar liradan 160 milyar liraya; faaliyet karlılığı oranı da yüzde 7,3’ten yüzde 7,7’ye yükseldi. Ancak bu oran, son 10 yıl ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında kaldı. İSO 500 ise faaliyet karlılığını 2025’te yüzde 57,1 ile daha yüksek oranda artırırken, faaliyet karlılığı oranı yüzde 7,7 ile benzer gerçekleşti.

KÂRLILIK ARTIŞLARI SINIRLI KALDI

Aynı dönemde İSO İkinci 500’ün vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 34 artışla 46 milyar liraya; vergi öncesi dönem karlılığı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye sınırlı artarken, bu oran da 2015-2024 ortalaması olan yüzde 6,6’ya göre çok daha düşük gerçekleşti. Bir diğer önemli karlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/ zarar toplamı ise yüzde 28,8’lik artışla 205 milyar liradan 264 milyar liraya; FAVÖK karlılığı oranı da 0,1 puan artışla yüzde 12,7’den yüzde 12,8’e yatay seyretti. Söz konusu bu oran da son 10 yıl ortalaması olan yüzde 14’ün altında seyretti. Öte yandan İSO İkinci 500’ün satış karlılığı 0,1 puan artışla yüzde 2,2 olurken, aktif karlılığı da 2025’te yatay seyrederek yüzde 1,9 oldu. Özkaynak karlılığında da 0,6 puan artış ile sınırlı yüzde 3,9’a çıkarak sınırlı bir iyileşme yaşandı. Yanı sıra İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem karı/zararı büyüklüğüne göre zarar eden kuruluş sayısı azalarak 155’e geriledi. Ancak yine de bu sayı, 2008 küresel kriz yılından bu yana ikinci en yüksek değer olarak dikkat çekti. İSO 500’de ise zarar eden kuruluş sayısı 152 olarak hesaplanmıştı.

BORÇLARIN ÖZKAYNAKLARA ORANI YÜZDE 107,5’E YÜKSELDİ

İSO İkinci 500’ün bilançosunda aktif tarafta dönen varlıklar yüzde 36,8 artarken, duran varlıklar yüzde 22,6 oranında büyüdü. Böylece aktif toplamındaki artış yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Pasif tarafta ise özkaynaklar yüzde 13,3 ile sınırlı bir artış gösterirken, toplam borçlardaki artış yüzde 50,2 ile çok daha yüksek seyretti. Borçların aktifl er içindeki payı 2025’te 7 puanlık artışla yüzde 51,8’e yükselirken, özkaynakların payı yüzde 48,2’ye geriledi. Borçların özkaynaklara oranı ise yüzde 107,5’e çıktı. İSO İkinci 500’de 2024’te yüzde 32,2 artan toplam borçlar, 2025’te yüzde 50,2 ile daha hızlı büyüdü ve 1 trilyon 273,7 milyar TL’ye ulaştı. Alt kalemler incelendiğinde; 2024’te yüzde 45,1 olan mali borçlardaki artış, 2025’te yüzde 52,1’e yükseldi. Diğer borçlar ise yüzde 48,2 ile hızlı arttı. 2025’te tüm borçlanma türlerinde artışın hızlanması, kredi maliyetlerindeki yükselişe rağmen nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığına işaret etti. Yanı sıra kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı üst üste üçüncü yıl azalarak 2025’te yüzde 54’e geriledi.

İSO İKİNCİ 500’ÜN FİNANSMAN GİDERİ 138 MİLYAR LİRA

İSO İkinci 500’ün finansman gideri yükü de ağırlaşıyor. Buna göre, İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,2 oranında artarak 138 milyar TL’ye yükselirken, aynı yılda faaliyet karı ise yüzde 35,4 artışla 160 milyar TL’ye yaklaştı. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 5,8 puan daha artarak yüzde 86,7’ye yükseldi. Bu oranın 2015-2024 ortalamasının yüzde 47,3 olduğu düşünüldüğünde, yıllardan beri hep işaret edildiği üzere sanayiciler ana faaliyetlerinden elde ettiği karın çok büyük bir bölümünü finansman giderlerine ayırma gerçeğinden uzaklaşamadı. Öte yandan, net kambiyo zararı geçen yıla göre yüzde 400 artarak 26 milyar TL’ye yükselirken, kambiyo zararı dışındaki diğer faaliyetlerden elde edilen net kar 55 milyar TL düzeyine çıktı. 28 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı net gelir elde edilirken, bu rakamın net satışlara oranı da yüzde 0,9’dan yüzde 1,4’e yükseldi.

YÜKSEK TEKNOLOJİ ARTIŞA GEÇTİ

İSO İkinci 500’de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımına bakıldığında, 2013’ten bu yana olduğu gibi 2025 yılında da yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek pay, yüzde 40,8 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilere ait olurken, bu grubun payı geçen yıla göre 0,2 puan düştü. Orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 0,6 puan azalışla yüzde 27,1’e; orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 0,8 puan azalışla yüzde 27,2’ye geriledi. Buna karşılık yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise yüzde 3,3’ten yüzde 4,9’a çıkarak 2015 sonrasındaki en yüksek düzeyine ulaştı. Böylece ortayüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payı, 2025’te yüzde 32,1 ile rekor seviyesine çıktı. Öte yandan, listede Ar-Ge harcaması yapan kuruluş sayısı 2025’te 238’den 229’a geriledi. İSO İkinci 500’ün toplam Ar-Ge harcamaları ise yüzde 16 artışla 10 milyar TL’ye yükseldi. Ar-Ge harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,62’den yüzde 0,57’ye gerileyerek hafif ivme kaybetti.

FİRMALARIN İSTİHDAMI YÜZDE 2 AZALDI

2025 yılında İSO İkinci 500 istihdamı yüzde 2,2 düşüşle 285 bin kişiye geriledi. Aynı yılda tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretler yüzde 37,3 oranında artarken, bu artış yüzde 2,2’lik istihdam düşüşü ile birlikte değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen brüt maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 40,4’e çıkıyor. Öte yandan, İSO İkinci 500’de halka açık kuruluşların sayısı 4 adet artarak 43 ile en yüksek düzeyine ulaştı. İSO İkinci 500’de yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısında 2018-2021 arasında yaşanan artış eğilimi, 2022’den itibaren tersine dönmüş gözüküyor. 2024’teki yatay seyrin ardından yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı, 2025’te 5 adet daha azalarak 62’ye gerilemiş durumda. İSO İkinci 500’ün 10’lu sektör gruplandırmasına göre dağılımına bakıldığında, 2025’te firmaların yaklaşık yüzde 62’sinin 4 sektör grubunda toplandığı görülüyor. İlk sırada 107 firma ile “gıda ürünleri sanayi” yer alırken, bu sektörü 76 firma ile “kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri sanayi”, 70 firma ile “ana metaller ve makine imalat sanayi”, 56 firma ile “tekstil ürünleri sanayi” takip ediyor.

“SANAYİCİNİN EN AĞIR YÜKÜ FİNANSMAN MALİYETLERİ”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO İkinci 500 araştırmasının sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, 2025 yılının küresel talebin zayıfladığı, finansmana erişimin zorlaştığı, yüksek faiz ortamının üretim üzerinde ciddi baskılar oluşturduğu zorlu bir dönem olduğuna işaret etti. Araştırmanın sonuçlarının da bu gerçekliği bütün açıklığıyla ortaya koyduğuna dikkat çeken Bahçıvan, üretimden satışların üç yıllık reel gerilemenin ardından 2025’te ancak yüzde 0,2 gibi son derece sınırlı bir reel artış gösterebildiğini; İSO İkinci 500’ün ihracatında ise İSO 500’de gözlenen güçlü ihracat performansının aksine, yaşanan yüzde 0,3’lük gerilemenin toplam satışları sınırlandırdığını dile getirdi.

Ekonomim’den Merve Yiğitcan’ın haberine göre, üretim çarkları durmadı Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli gerçeğin ise sanayicinin en ağır yükünün finansman maliyetleri olduğuna işaret eden Bahçıvan, “Finansman giderlerinin faaliyet karına oranının yüzde 87’ye yükselmesi, sanayicimizin kazandığının önemli bir bölümünü finansman maliyetlerine ayırmak zorunda kaldığını göstermektedir. Bu tablo, tıpkı İSO 500 sonuçlarında olduğu gibi, içinde bulunduğumuz dönemin ekonomik yükünü bir kez daha sanayi sektörümüzün omuzladığını açık biçimde ortaya koymaktadır” dedi. Söz konusu olumsuzluklara rağmen, sanayi kuruluşlarının üretim çarklarını durdurmadığını, yatırım arzusunu koruduğunu ve Türkiye ekonomisinin omurgası olmayı sürdürdüğünü aktaran Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu kararlılık, Türk sanayisinin en önemli gücüdür. Finansman baskıları, daralan dış talep ve artan maliyetler karşısında mücadeleyi yılmadan sürdüren kuruluşlarımız, yalnızca ekonomik bir başarıya değil, ülkemiz adına güçlü bir sorumluluğa da imza atmaktadır. Çünkü sanayici yalnızca mal üretmez; istihdam üretir, ihracat gerçekleştirir, teknoloji geliştirir ve ülkesinin geleceğine güven kazandırır. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi, enflasyonla kalıcı mücadelesi, rekabet gücünü artırması ve toplumsal refahını yükseltmesi ancak güçlü bir sanayi yapısıyla mümkündür. Sanayinin yükünü artıran değil; üretimi, yatırımı, ihracatı, verimliliği ve teknolojik dönüşümü destekleyen politikalar, ülkemizin geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur.”

patronlardunyasi.com

yok

Author: Ayşe Çelik