Kült klasik ‘Şeytan Marka Giyer’in merakla beklenen devam filmi ‘Şeytan Marka Giyer 2’ ve dramı komedi ile harmanlayan ‘Ağzımdan Kaçtı’ filmi beyaz perdede izleyicileriyle buluştu. İlk olarak 2006’da büyük bir başarı yakalayan ‘Şeytan Marka Giyer’, Meryl Streep, Stanley Tucci, Anne Hathaway ve Emily Blunt gibi ünlü isimleri kadrosunda barındırıyordu. Film, moda dünyasının yanı sıra güç dinamiklerini de ustaca ele alıyordu. Yirmi yıl sonra David Frankel’ın yönetiminde, orijinal oyuncu kadrosu yeniden bir araya geldi. Bu sefer senaryo günümüz koşullarına göre uyarlanmış durumda.
Aline Brash McKenna’nın zekice kaleme aldığı senaryo, ikonik moda dergisi Runway’in editörü Miranda ve ekibinin dijitalleşen dünyada hayatta kalma mücadelesini aktarıyor. İşinden ayrılan gazeteci Andy, moda dünyasında yükselişe geçen Emily ve Miranda’ya sadık tasarımcı Nigel, dergiyi kurtarmak için güçlerini birleştiriyor. Günümüzde dijitalleşmenin ve yapay zekanın etkisiyle yaratıcılık, nostalji ve sanatın nasıl etkilendiği sorgulanıyor. Gelecek, yeni teknolojilerin baskısıyla Miranda’yı geri plana itebilir mi, yoksa onun öngörüsü ve zekası bir kez daha zirveye çıkar mı?
Film, günümüzün gösterişli, eğlenceli ve belirsiz yapısını başarıyla yansıtırken, Meryl Streep’in oyunculuğu yine zirveye çıkıyor. Sakin ve etkileyici tarzıyla seyirciyi etkileyen Streep, güçlü duruşunu da her sahnede hissettiriyor. Ünlü kameraman Michael Ballhaus’un oğlu Colin, moda dünyasının ışıltısını ustalıkla yansıtırken, kadroda Kenneth Branagh, Justin Theroux, Lucy Liu gibi karizmatik isimler de dikkat çekiyor. ‘Şeytan Marka Giyer 2’, yaratıcılığın ve sanatın, maddi değerlerden çok daha önemli olduğunu hatırlatıyor.
Diğer yandan, İngiliz yapımı ‘Ağzımdan Kaçtı’ (I Swear) ise sosyal dramatik komedinin ustalığını sergileyen bir eser. Frank Jones’un yazıp yönettiği film, Tourette sendromu ile mücadele eden John’un gerçek hikayesini konu alıyor. 1980’lerdeki küçük bir İskoç kasabasında, John’un nörolojik hastalığı nedeniyle yaşadığı zorlukları ve ailesinin ondan nasıl uzaklaştığını gösteriyor. John’un hayatına dokunan Dottie ve Tommy isimli karakterler sayesinde, kendi iç dünyasını açma ve topluma kendini kabul ettirme çabası etkileyici bir şekilde aktarılıyor.
Film, Dottie’nin evine yerleşmesiyle birlikte devrim niteliğinde değişimlere tanıklık ediyor. Mahkeme sahneleri ve karakterlerin oyunculukları izleyicileri derinden etkileyen unsurlar arasında. Robert Aramayo’nun performansı, BAFTA ödüllerinde dikkat çeken isimlerden biri haline geldi. 2023’te Nottingham Üniversitesi’ndeki araştırmalara katılan John Davidson, artık kendini hiç olmadığı kadar iyi hissettiğini ifade ederken, Tourette hastalığı ile ilgili farkındalık yaratma çabaları sürüyor. Eğitimin ve anlayışın, bu tür durumlarla başa çıkmada kritik bir rol oynadığı mesajı, filmin güçlü temalarından biri olarak öne çıkıyor.