Yazar Yurdakul Alpay: ‘Neden geri kaldık’… Cevabını buldum…

Fahrettin Öztürk

“İmparatorluk tarihini tümüyle ve enine boyuna inceledim ve kendime özgü farklı bir bakış açısıyla farklı bir şekilde yeniden yazdım” diyen Alpay, bu kitapta günümüzde hâlâ zihinleri kurcalayan ‘neden geri kaldık’ sorusuna tarihten yola çıkarak cevap aradı.

Alpay, bu sorunun cevabını bulabilmek için Osmanlı İmparatorluğu tarihini tümüyle ve etraflıca inceleyerek yeniden yazdı. Akademik Osmanlı tarihçiliğinin yüz küsur yıllık birikimini kendi perspektifinden yorumlayarak özlü bir şekilde sunan Alpay, bu kitabın öğrenciler için de daha net anlaşılır kılabileceğini ve tarih öğreticilerine de birtakım kazanımlar sağlayabileceğini belirtiyor.

Yurdakul Alpay, hem bu kitabı yazma fikrinin nasıl oluştuğunu, hem de kitabını kaleme alma sürecini Odatv’ye değerlendirdi. ,

“ARADIĞIM CEVABI BULAMADIM”

Değerlendirmesine önce ‘neden geri kaldık’ sorusuyla başlayan Alpay, bu soruya şöyle yanıt verdi:

“Bu soru neredeyse 400 yıllık bir sorudur. Halen de pek çok kimsenin zihnini kurcalamaktadır, çok sayıda farklı görüşler ortaya konulmaktadır ve genel kabul gören bir cevaba ulaşılamamıştır.

Bu soruya ben de gençlik yıllarımdan beri tatmin edici, kapsamlı bir cevaba rastlayamadım. İlk baskısı 2002 yılında yapılan, Ortadoğu uzmanı Bernard Lewis’in ‘What Went Wrong?’ adlı kitabını bu sorunun cevabını bulacağım ümidiyle okumuş, ne yazık ki bu kitapta da aradığımı bulamamıştım.”

“CEVAP ARAMAYA DEVAM ETTİM”

Kitabı yazma fikrinin nasıl oluştuğunu anlatan Yurdakul Alpay, şöyle konuştu:

“Çok sayıda farklı cevapları olabilen, bu önemli ve önemli olduğu kadar kafa karıştırıcı soruya cevap aramayı sürdürdüm. Tatmin edici cevaba rastlayamayınca cevabı kendim araştırmaya karar verdim. Etraflıca arama ve incelemelerle, peş peşe akla gelen soruların cevaplarını derinlerde aramalı, geri kalmamızın ana (kök) sebeplerini bulmaya çalışmalıydım. Ortaya çıkabilecek sonuçlar, özgün önerilerin de yolunu açabilecek, geri kalmışlıktan kurtulma yoluna girmemiz kolaylaşabilecekti.

Böylelikle başladığım çalışmanın ürünü olan bu kitap, tümünün künyesi verilmiş olan ikincil kaynaklara, yani şimdiye kadar yapılmış araştırmalara ve onlar üzerindeki değerlendirmelerime dayanıyor.”

‘Neden geri kaldık’ konusuna yaklaşımını anlatan Alpay, “Kolaycı cevaplar ortaya koymak benim için de söz konusu olabilirdi” diyerek, “Belki yüzeysel bir araştırma sonucu ortaya konulabilecek birkaç sayfalık bir yazıyla yetinebilirdim. Ama bu, kimin için ne derecede değer taşırdı? Konuyu derinlemesine araştırmalı, olabildiği kadar fazla soruya cevap aramalı ve bunlara doyurucu cevaplar ortaya koyabilmeliydim. Osmanlı Devleti’nin temel özelliklerini arayıp bulmak, kuruluşundan itibaren hangi güçlere dayanarak büyüyüp geliştiğini ana hatlarıyla kâğıda dökmek gerekir diye düşündüm” ifadelerini kullandı.

Alpay, devamında ise şöyle konuştu,

“Küçük bir uç beyliği ne ve nasıl olmuştu da kısa sayılacak bir sürede bir imparatorluk boyutlarına ulaşabilmişti? Bu gelişmede önem taşıyan unsurlar nelerdi? Bir aşiret yönetiminden gelen bu devletin yöneticileri ne gibi bilgi ve becerilere sahiptiler? Bu devletin kuruluşu ve yükselişi nasıl bir çevre ya da ortam içinde olmuştu; o çağlarda dış âlemdeki gelişmeler nelerdi? Bunlardan hangilerinin Osmanlı Devleti’ne ne gibi ve nasıl etkileri olmuştu ya da olacaktı?

Sonrasında ne gibi zafiyetler ortaya çıkmıştı ki, imparatorluğu zayıflatmaya, çöküşe, ya da kaçınılmaz sona götürebilmişti? O koca devlet, problemleri görebilmiş miydi; gördüyse ne kadar isabetli görüşlerdi, tedbirleri neler olmuştu? İşte bu nedenle bu çalışmam çok uzun bir zamana yayıldı.

Birinci Dünya Savaşıyla birlikte Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu, üç büyük imparatorluk hayatlarını tamamlamış oldular, dağıldılar. Osmanlı İmparatorluğu’ndan doğan son devlet Türkiye Cumhuriyeti oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin devraldığı miras belirli açılardan, zengin bir miras sayılamazdı ve imparatorluğun geri kalmışlığını içinde taşıyordu.”

“TARİH YAZIMINDAN BEKLENEN HAYALİMİZDEKİ İMAJA UYGUN YAZMAK DEĞİL”

Kitabı yazma aşamasında bazı izlenimleri olduğunu belirten Yurdakul Alpay, izlenimlerini şöyle aktardı:

“Çalışmalar sırasında ilginç ve önemli izlemimim oldu. Sosyal bir bilim olarak tarih, iradi ve kasıtlı saptırmalara açık olduğu gibi, gayrı iradi ve farkında olunmayan ‘göremezliklerle’ de malul olabilmektedir. Bunu hem Batılı tarihçilerde, hem de kendi tarihçilerimizde gözlemlemekteyiz. Ciddi isim yapmış birçok tarihçinin yanlı ifadeleri, görmezden gelmeleri, şartlanmalarının etkisindeki yorumlarını görmek, sezmek her zaman mümkün. Ne var ki bu tür durumlar kazanım sağlamıyor. Benzer açıklamalara ihtiyaç duyanları kısmen rahatlatıyor, o kadar. Ancak tarih yazımından beklenen hayalimizdeki imaja uygun, o imajı destekleyen tarih yazmak değil, zihinlerdeki sorulara doğru cevaplar taşıyan sonuçlara ulaşmak. Kendimizi kandırmaktan ancak böyle korunmuş oluruz.”

Alpay, çalışma sürecini şöyle anlattı:

“İmparatorluk tarihini tümüyle ve enine boyuna inceledim ve kendime özgü farklı bir bakış açısıyla farklı bir şekilde yeniden yazdım. Yazdıklarımın analizinden hareketle de ‘neden geri kaldık’ sorusunun cevabına ulaşmış oldum. Böylece de uzun ve zahmetli çabalarımın sonucuna ulaşmanın mutluluğunu yaşamak nasip oldu. Eski bir deyiş, doğrusu gerçeği yansıtıyor. ‘Bilimin tadı başlangıçta acı gelir ama sonunda baldan tatlıdır.’

“KEYİFLE OKUNAN BİR ŞEKİL OLUŞTURMAYI HEDEFLEDİM”

Kitabının, diğer tarih kitaplarından neden farklı olduğunu, “Bu tür kitaplar, doğal olarak genelde akademisyenler tarafından yazılıyor” sözleriyle yanıtlayan Alpay, “Akademisyenler de daha çok özgün araştırma sonuçlarını yayınlama gayesi taşıdıkları için bu kitaptaki gibi var olan devasa bilgi birikimini sentezlemeye yönelik mütevazı ama çok büyük emek gerektiren işlere pek girişmiyorlar. Okuma keyfi de ikinci planda kalabiliyor. Ben burada Osmanlı tarihçiliğinin akademik birikimini özümseyip genel okur için derli toplu ve keyifle okunan bir şekil oluşturmayı hedefledim. Yıllara yayılmış yoğun okuma dönemimin notlarını başkaları için faydalı olacak bir forma soktum. Buna ek olarak, tüm bu okumalar ışığında ‘neden geri kaldık’ sorusuna kendi özgün cevabımı geliştirdim ve kitapta anlattım. Böylece bir fikir kitabı olarak da okunabilecek bir çalışma oldu” şeklinde devam etti.

“İMPARATORLUĞUN PANORAMASI”

Kitabının özelliklerinden bahseden Yurdakul Alpay, söylerinde şöyle devam etti:

“Bu kitap Halil İnalcık, Colin Imber, Şevket Pamuk gibi alanın en saygın tarihçilerinin eserlerine dayanarak kuruluşundan yıkılışına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir panoramasını çiziyor. Tarihsel olayları bir silsile halinde anlatmanın ötesinde, kurumsal ve yapısal boyutu da ele alıyor. Siyaset, yönetim, uluslararası ilişkiler, ekonomi, toplum, bilim ve hukuk konuları ön planda. Kültür ve sanat dünyası bu kitabın sınırları dışında kalıyor. O anlamda ana akım Osmanlı tarihçiliğinin belli başlı çalışma alanlarını kapsıyor diyebiliriz.

Ancak gerek üslubunun akıcılığı, gerek ‘geri kalmışlık muamması’nın kitaba bütünlük veren ana tema olması hasebiyle kapaktan kapağa bir roman tadında okunabilir diye umuyorum. Hatta bir okurum Hıfzı Topuz’un kitaplarına benzetti.

Kitap gençler, bilhassa da öğrenciler tarafından başvuru kaynağı olarak kullanılabilir. Elbette kitabın gençlerin tarih sevgisi ile ilgisine katkısı olabilirse ne mutlu bana.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir